25 Haziran 2008

Yosun Kokusu


Zamanının gelmesi için o kadar çok beklemiştim ki resmini yapmak için aradığım manzaranın bizzat kendim olduğumu şimdi anlıyorum. Sadece bir an yeterliydi o manzaranın ta kendisi olduğumun farkına varmam için.
Beklemekten yosun tutan, işe yaramaz sanılan suyun kendisiydim ben. Oracıkta duran, sadece bilinmezlikleri barındıran,bir süre sonra kokmaya yüz tutan bir suydum. Beni sevmek çok kolay değildi; çünkü o kadar kötü kokuyordum ki içimdekileri de görmelerine imkan yoktu. Yetmezmiş gibi üzerim tamamen tüm yeşilliğiyle yosun kaplıydı.
Kokan içimdekiler mi yoksa sonradan beni kaplayan yosunlar mı bilinmezdi. Ben sadece durmaktaydım. Yapabildiğim tek şey bakışlarımı var olduğunu sandığım nesnelere saplamaktı. Birisinin bir yol olduğunu göstermesine ihtiyacım vardı. O yol ki içi sıra akabileceğim, üzerimdeki yosunları savurabileceğim… O yolu bulduğumda insanlar beni sevebilecek miydi? Beni sevseler bile ben onları sevebilecek miydim? Olanları sorgulamaz mıyım o zaman ? Beni benken neden sevmemişlerdi ,neden yosunlarımla beni kabul etmemişlerdi?
Berrak akan beni sevmelerini, durup kokan beni sevmelerine yeğlemem. Onlar mutluyken benim mutlu olmamı bekleyemezsin.
Biliyorum ki acımasız güneş her doğuşunda benden bir parça daha koparabilmek için ışınlarını savuruyor olacak ve sonunda bir gün ben de yok olacağım. Son damlama kadar. Geride kalan yosunlarım da bensizliğe dayanamaz ve kuruyup yok olurlar.
Her gün yok olup giderken, keşke beni yosunlarımla sevebilseydiniz diyorum. Olmadı kokumdaki sırrı çözebilseydiniz diyorum…Kime diyorum?

10 EKİM 2007 / 16:48

1 yorum:

klblkskk dedi ki...

okudokça okutuyor ama bu..olmuyor.gözüm ağrıdı:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...