14 Kasım 2009

Siyah, Mavi Ve Beyaz



Başka bir havayı solumak, kendini hiçbir yere ait hissetmemek, dışlanmışlığın varabileceği en üst noktalardan seslenmek… Binlerce insanın arasından bir kişinin dahi sesini duyamaması… Buna rağmen etrafında olan bitene tüm ilginle odaklanabilmen: ücra bir köşeye sinmiş yaşlı bir evsizin tütünden, katrandan sapsarı kesilmiş parmaklarındaki sigarayı mütemadiyen çevirmesi sanki seni hipnotize eder. Aklınca bir senaryo yazarsın kafandan o evsizin hayatına dair. Kafandaki senaryo adeta şarkıdır. Hemen oracıkta klibi dönen bir şarkı doğuvermiştir. Etrafta amaçsızca dolanan insanlar da senin anlamsız dediğin amacını ortaya çıkarır.

Gerçek kahraman kim oradaki farkında mısın? Başka türlü varlıklara anlam yüklediğinden kendini anlamlandırmayı unuttuğuna o kadar eminim ki! Sen öyle ya da böyle belki kendi muhayyilende varsın. Başkaları için bu mümkün mü dersin? Orada bulunan tüm oyuncuları sen yarattın. Ne yapmaları gerektiğini sen söylemedin belki ama oluşan tablodaki görüntüler kendiliğinden belirmedi haliyle. Hala ‘Gerçek kahraman kim?’ sorgusu içindeyim, sorgudaki açmazın senin de farkına varmanı bekliyorum. Yalnız.

Sen ki tütünlü parmakları, en üzgün bakışları, çekingen adımları, seslerdeki titremeyi fark edensin. Neden kendinin gerçek olduğunun farkında değilsin? Bir kişinin gelip senin yaptığın gibi kendi şarkısının içine seni almasını mı bekliyorsun? Cevaplarını bulamaman gibi bir ihtimali bile düşünmek istemiyorum. Artık konuşma vaktin gelmedi mi?

Pencereden sızan gün seni ısıtırken bakışların o kadar soğuk ki! Soğuk ama anlamlı… Hadi bize soğuk bakışlarının ardındaki dehlizleri anlat. Kurumayan bir tek orası mı kaldı!

…Kurumadı hâlâ, gözyaşlarını göz pınarlarından salmaya korkan ben, bir tek buna yarar sağladım. Bütün hayaller de o dehlizlerde kaldı. Hem zengin hem de fakir olmak hayallerimi derin kılıyor. Hep derinlerde olan hayaller zenginlikleriyle hep gerçek oluyor, fakirlikleriyle de hep derine gömülüyor. Derinlerde barınan nice varlık var. Çocuksu saflığım… Mutlu olmak için beklemeyen, her an mutlu olabilen, umut dolu, parlak ve fal taşı gibi gözlere sahip küçük bir çocuk... Saflığını yanına alacak kadar da düşünceli bir çocuk. Bu çocuk hiç kaybolmayacak, ne annesi ne de babası var. Tek başına dünyaya geldi ve içimde koca bir yere sahip. Hayatını romanların trajedisinden karikatürlerin hem düşünceli hem de eğlendiren dünyasına sokan, yoldaki karınca kolonisini eğlenerek seyreden bir mizacı hep besleyecek. Ellerindeki çizgilere garip garip anlamlar yükleyecek, gözbebeklerindeki benekleri sorgulayacak, baktığı her yeri mavi görecek ve yeniden mutlu olacak. Hayal diye bahsedilen şeyleri teker teker hayatın ta kendisi yapacak, her giden hatta gerçek olan hayalin yerini bir başkası alacak, çünkü o çocuk eğer yaşaması gerekse en iyisini yaşamalı. Maviliklerden,sis grisine geçişini kabullenemez O.

Mavinin çocuğu paletine gri rengi sokmayacak, eğer gerekirse siyaha beyaz katmayı bilecek…

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...