11 Nisan 2010

Dehşet

Dehşete kapıldım...
Bugünümü, yarınımı düşünürken kafamda beliren müziğin eşliğinde yapılacak onca şeyin arasında bir şey yapamazken dehşete kapılmak gibi bir uğraşım olduğuna sevinmeli miyim?  Etrafta duyduğum seslerin içinde kendi senaryomda oynayıp, yönetmen olmayı başaramadığıma, spontane ilerleyen sahnelerimde çukurları görmeyen kamerama hakim olamadığıma üzülmeli miyim?
Yoksa küfür edip sadece hayıflanmalı mıyım? Hayat peynir gemisi olmuş lafla ilerletmeye çalışıyoruz sanki. O konuşuyor, bu konuşuyor... Zamanın değerinin olmadığını annem bile söyler oldu.
''O kadar hızlı akıyor ki!''
Zamanın akmasına sebep biz miyiz? Ha bire konuşmalar, ha bire, ha bire... Zamanı bu nedenle çabuk tüketiyoruz bence.
Geçen hafta iki gün çarşamba yaşamış insanım (hemen hemen). Uyandığımda ikinci çarşambaya uyandığımı sanarak, perşembe günü yapmam gerekenleri ''nasılsa bir gün daha var'' diyerek kendime zaman yaratmıştım. Taa ki kahvaltıda, o gün çarşambanın çoktan geçtiğini öğrenene kadar. Yalnız değildim o gün kahvaltıda. Bana günü hatırlatacak biri vardı. Neyse ki... Ne vardı o gün 2. çarşambayı yaşıyor olsaydım. Günleri birbiri ardına adlandıran insanlığın rutinine uymayıp kendi 2. çarşambamı yaşıyor olsaydım. Bir yarar sağlayacak mıydı bu bana peki? Belki hayır. Ama bazı günler içinde bulunduğumuz tarihi kabullenemeyecek hale geliyoruz. ''Nasıl olur yahu?'' diye bön bön gerçek tarihi söyleyenin suratına bakıyoruz. O da günü kabullenemeyimişize hayretle bakarak tarihin gerçekliğini suratımıza vuruyor zaten. Bir başka soru geliyor akla bu kez. 1. çarşamba nasıl geçmişti ki 2. çarşambaya ihtiyaç duyuyordum?
Zamana olan açlıktır bu. Doyurmuyor bizi zaman. Yetmiyor bize. Açız hep.


Yetmiyor diyorum ama, yetmeyen zaman içinde yapılması gereken şeylerin düşüncesiyle harcamıyor muyuz bu zamanı da? Ya da gerçekten boşluktayız. Elle tutulur şeyler yapma fırsatı tanımıyor bize hayat. Klişeleştirmek istemiyorum ''hayat bize yamuk yapıyor, eyy bedbaht hayat...'' diye. Ona elimizi atıyoruz elimizde kalıyor, başka bir şeye... derken bir süre sonra kendimizden şüphe duymaya başlıyoruz. Zaman algım mı hızlı acaba? Ben mi bir işe yaramıyorum? Ben mi? Ben mi? Ben...

Yanlışım?

Hayatta tek yanlışla tüm zamanı götürüyorsunuz. İçindekileri de. Baştan başlamaya gücünüz var mı?

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...