29 Haziran 2010

Elde ne var?

Cümleye bir küfürle başlayıp sonuna da noktayı koyayım.

Herkesin boşalmaya ihtiyacı var, etrafımız benliği erekte dolaşıp ta bir türlü boşalamayan karın ağrılarıyla dolu. Etrafı görmek istemeyişimin nedeni budur bir bakıma. O mutlu gibi olan, ağzı bir taraflarına varmış kişilerin hayat boyu erekte kaldığını bir türlü boşalamadığını ve bunun zevkten öte eziyet verdiğini düşünüyorum. Ağızlarının açıklığı yaşadıkları yanılsamanın, yalancı ereksiyonlarının birer yansıması. Onlara biçilmiş ceza bu. Devamlı bir şeyleri becerecekler, tahrik olacak ama bir türlü gerçek boşalmayı yaşayamacaklar. Elleri benliğinde dolaşacaklar . Benliği tuttular! yani.

Hayata karşı iktidarsız olup ta inatla bir taraflarını doğrultmaya çalışan bir bunları gördüm. İşleri güçleri o çok taptıkları ve kurallarını koydukları toplumda 'dik' durmak. Dik dururken etrafa yalancı gülücükler savurmak, boşalamamanın verdiği kıvranmayı bertaraf etmek. Bunu yaparlarken onlar gibi olmayanları da becermeye kalkmıyorlar mı! Bilerek ya da bilmeyerek... Ben onları devamlı orgazm olmuş halde etrafta görürken 'bi hassiktir diyip çıkıcam' dediğimde çok açık ağızlarına bir ellerini götürüp ne ayıp hareketi yapmıyorlar mı? O haldeyken nasıl akıllı kararlar vermelerini bekleyebiliriz ki? Süregelen boşalma sorunları, devamlı iş üstünde olan, ancak bir türlü yaptıklarından gerçek hazzı alamayan bu kişilerin sağlıklı düşünmesini engellemiş ve sonucunda bugünkü küfrettiğimiz durumlar ortaya çıkmıştır. Diyebilirim ki bu kişiler hayatla sağlıklı cinsel yaşama sokulduklarında dünya eminim daha yaşanabilir hale gelecektir. Burda büyük bir boşalamama sorunundan bahsediyoruz, nihayete erdiğinde ortaya çıkacak yıkımla dünya son da bulabilir. Bir garantisini vermeyeceğim.

Bahsettiğim kişilerin tek sorunu kişiler üstünden yaşam kaydırmaya çalışmaktır. Hayata dokunmadıklarını ya da hayatın onlara dokunmadıklarını nasıl oluyor da düşünmüyorlar? Ha bire birilerini becermenin peşindeler o umursamazlıkla, son bulmayan sahte orgazmlarıyla birlikte. Hayatın kişileri becerme konusunda sonsuz iktidara sahip olduğu tecrübeyle sabitlenmiştir. Pekii, 'nasıl oluyor da bunları sikertmiyor' sorusu aklınıza mı geldi? Onların yukarda anlattığım gibi meşgaleleri mevcut. Başkalarını becermeye çalışırken hayatın ufak dokunuşları yalama yapmış benliklerine işlemiyor demek ki.

Siz, benim kendimden başka kime zararım var diye düşünen humanoidler benliğiniz bakire!

İş bu yazı cinsiyetten arınmış bir yazıdır. Küfürler genel kabuller üstüne yapılmış alışageldik bir tını içermektedir. Küfürlerin ataerkil olması konusunda hassasım, ancak her insanın hem kadın hem erkek olduğunu düşünüyorum. Her kadın biraz erkek, her erkek biraz kadındır. Yüzde kaçlık erkeklik ya da kadınlık hormonu içerdiğinize zahmet edip bakın bir yerlerden. Ama hepiniz aynı bokun suyusunuz yani. Oranlarınız farklı.

O sebeple içimde yer alan erkeklik hormonunun yüzdesinin haklı gururu ile bu yazıda sözü geçen benliği erekte dolaşan iktidarsızlık mahkumlarına gelsin:

''Hepinizin amına koyayım.''

2 yorum:

Barakuda dedi ki...

yine diyorum yine diyorum: farkındalık çok kötü birşey.. aşırısı hele.. öncelikli sorun, ya da öncelikli erdem midesiz olmamak.. hayatın herhangi bir alanında yaşanacak herhangi bir olayın içe ne kadar sindirileceği.. kendine dürüst olmak.. neticeye değil sadece haticeye bakabilenlerin kaçınılmaz sonu "hepsinin amına koymak".. vicdan muhasebesinde doğru geliyor bu his ve yazıya dökülmüş eylem.. öyle de.. ama genelgeçer duyguları tekeline alanlar yüzünden kendilerini beleştepeye mahkum edenler için de kötü bir haberim var.. hayat çok kısa.. yozlaşmışlıkları afişe edip yok etmeye çalışmak iyi de insan bir süre sonra kaşlarını herkese çattığını farkettiğinde belki de herkesle beraber yozlaşıyor olduğunun kanıtıdır bu.. bu dünya sonsuz elemanlı a kümesinin dışındaki tek başına takılan etkisiz eleman olarak yaşanayamacak kadar acımasız, ve kendi kurallarına sahip.. ben x elemanıyım.. "hepsinin amına koyayım" diye diye ömrü kendi içinde tutarlı fakat aslında gerçek olandan uzak tutarak tüketmeyi mi, yoksa ödün, taviz, tolerans vs verip biraz surata saçılacak tükürükleri sineye çekerek kümenin içine karışarak mı yaşamayı seçmeliyim.. 36 sene sonra belki seçimi yaparım.. seçeneklerin farkında olup da hiçbir halt yapamamak.. dış ses: boşver başkalarını, istediğini yap.. iç ses: ya bir gün.. neyse.. gece rüyamda yvonne gördüm.. istedi, burun kıvırdım.. aferin bana..

soulfrog dedi ki...

kafanıza göre bir kompozisyon oluşturun diyen bir hocanın startıyla aklıma ilk gelen kelime 'farkındalık' üzerine bir yazı yazmıştım. farkındalık farkına vardığın her şeyin bir farkını(eksisini) elde bırakıyor. ne kadar çok farkında olursan o kadar eksiliyorsun. bir şeylere inancın yitiyor falan. haa bu görünen kısmıydı. görünmeyeni hiç görmedik ne hikmetse!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...