3 Haziran 2010

Masa da Masaymış Ha!








Adam yaşama sevinci içinde

Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.



Diye buyurmuş Edip Cansever. Herkes masanın üstüne koydukça yaşamını yer kalmadı tabii. Ben de masanın altına girdim. ''ha babam doldurdular'' masayı evet, bize de altına sığınmak kaldı.


Vay arkadaş neymiş içimdeki masa altı sevgisi, biri bana dur desin. Neyse, bir ara geçti sandım sonra öyle paragraflarla, öyle dizelerle karşılaştım ki var bu masa altında bir keramet deyip yine başladım. Hem yılbaşına masa altında girmenin getirdiği bir nasıl başlarsa öyle gider durumu var. O da burda bak. Üstünden 6 ay geçmesinin getirdiği acı yüzleşmeyi tarihe bakıp yaşadıktan sonra Vega derinlerden masanın üstündeki yaşam harabesini temizlemek için Mendil diye seslendi bana. 


ver, mendilin varsa yanında
ver, eminim vardır yanında...


nasıl başlasam?






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...