1 Temmuz 2010

Vzzzttt, czzzttt

Dışarı çıkma meraklısı bir insan olduğum hiç ama hiç söylenemez. Versinler kitabımı, müziğimi, filmimi sonra nadasa bıraksınlar beni, yeşeririm bile. Bu yeşillik doğa yeşilliği olmaz haliyle, olsa olsa hastalık yeşili olur. Hastalık yeşili de hani şu Tom ve Jerry'de Tom'un renkten renge girdiği bölümler oluyordu ya onlardan işte. Hasta oluyordu bu. Mor, yeşil oluyordu falan. Bana güzel geliyor bu renk değişimleri. Hastalığı, sıkıntıyı da renklerle ifade etmek acayip güzel. Afferin lan iyi düşünmüşler bu güzellemeyi. Neyse.

Yalnızken yalnızlığı anlayamamak diye bir şeyin olduğunu bile topluluğa çıkınca anlıyorsun. İşte o pis koyuyor bana. Bir durumun varlığını hissetmek için, hatta yüze çarpan etkilerini yaşamak için minimum bir kişiye ihtiyaç duyuluyor, yalnız bir süre sonra bunları hissetmek için başka birilerine ihtiyaç duymamak gibi bir savunma sistemi geliştiriyor vicut. Yalnızlığı tüm hatlarıyla ceza sahasına aldığınızın resmidir bu. Defans iş görmüyor tabii. Hay ben böyle kadroyla maç yapan bünyenin... Kendi kendine konuştuğunda, bir yerden gelen sese garip cevaplar verdiğinde o savunma mekanizması devreye giriyor. Savunma mekanizması diyorum ama sırf birilerine olan ihtiyacı sıfıra indirmek için geliştirilen bir şey bu. Yoksa buna karşı oynu alıyorsun belki ama yalnızlık ebeni sikecek haberin yok!
Mağlubiyetinin kokusunu burdan alabilirsin, yalnızken yalnız olduğunun farkına vardıran anlar sıklaşmışsa iyice... Bi değişik his yaratıyor ama. Ben misal, farklı şeylerden zevk alır hale geldim, yaratıcılık acayip seviyelere ulaştı falan. Daha çok şeyi merak ediyorum, kafa devamlı işler halde ya.

Öyle bir durumla karşılaştım ki hayatta başka bir insan yanımda olsaydı birazdan anlatacağım şekliyle durumu okuyor olmazdınız:

Masamda oturmuş hiperbolün doğrultmanını bir türlü doğrultamazken yukardan toplu iğnenin ucu kadar(ahaha buna gülüyorum her seferinde, ama gerçekten o boyuttaydı) bir örümcek indi kağıdımın üstüne. Hani tehlikeyle karşılaşınca atlayan örümcekler var ya onlardandı bu da. Sarı gibi. O kadar küçüktü ki renkli olduğunu yazınca bir garip geldi şimdi. Neyse. Oynadım bunla bir süre, önüne parmağımı koyunca atlıyordu ha bire. Hahah. Sonra birden örümceklerin 8 bacağı olduğu gerçeğine yabancılaştım. Kaç tane bacağı var lan bunların? diye sordum sesli biçimde. Cevap veren yok. Sayıyım dedim, meret kıpraşmadan durmadı ki bir sayıyım. Zaten zor görünüyor. Nereye sayacaksın! Bir anda parmağım örümceğin üstüne gitti. Vallahi istemeden oldu, aklımsıra elimde tutup saymak istiyordum sanırım. Ne olacak olan oldu, örümceğin sağ taraftaki 3 bacağı koptu:( Ama örümcek it ayağı gibi dolanmaya devam etti. Sağda kalan tek bacağı ve soldaki 4 bacakla birlikte. O 3 bacakta bir süre hareket etti zaten. Emri hangi beyin gangliyonundan aldıysa. Normali bu zaten. Kafası kesilen tavuğun koşarak uzaklaşması gibi bir şey bu da. Minimal boyutlarda da mümkün yani. Bak şu beynin işine. Neyse zaten üzülecek yer arıyorum, beyin bir şeyleri bir şeylerle ilişkilendirmek için en uygun anı kolluyor. Sen git 5 bacakla hayatını sürdürmeye çalışan örümceği dram konusu yap! Bir yandan da kopmuş 3 bacağın hareketinde hayata dair ilişkilendirmeler ara... Şu an bunun üstüne açılımlar yapmak istemiyorum, zaten vaziyet çığırından çıktı. Bir de örümcek bacağı üstüne hayat ilişkilendirmesini ne benim anlatacak mecalim var ne de bunu kaldırabilecek insan olduğunu düşünüyorum. Vaziyet bildirdim, gidiyorum sayın.

Ve 3 bacak kısa bir süre sonra hareket etmeyi bıraktı. Pes.

3 yorum:

manzanasverdes dedi ki...

Tehlike sınırındasın dostum insana karış biraz. Ev arkadaşın da yanında gerçi ama neden böyle yapıyorsun yavrum? Yabani misin?(anne mode on)

Barakuda dedi ki...

renkler iyi olmuş.. ben de aynı hissin her coşuşunda back to the future'daki fotoğrafta silinen adamlar gibi hissediyorum.. hafifçe saydamlaşıyor, hissediyosun bunu.. bir mucize bekliyosun.. dünya, insanlar, ilişkiler üzerindeki etkin gitgide azalıyor vee..




örümcek görünce ananı diyip irkilmemek ve üstüne onla pis pis sırıtarak oynamak.. takdire şayan..

bir tabansızdan nağmeler..

soulfrog dedi ki...

@manzana Yok be ne tehlikesi, gayet güzel şeyler bence bunlar. gerektiğinde insana karışmayı da bilirim. şimdilik gerekmiyor.

@ barakuda bir mucize falan olmayacak, give me the truth! kendime yalan söylememeye karar verdim de ondan bu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...