25 Ağustos 2010

Un Chien Andalou




Sürreal düşler gören biriyseniz Endülüs Köpeği size yabancı gelmeyecektir. Luis Buñuel ve Salvador Dali film hakkında,  ''it is about nothing at all'' demişlerse filmin bütününden bir anlam çıkarmakla uğraşmamak gerektiğini düşünebiliriz. Bu, gördüğünüz rüyayı bir başkasına anlattığınızda rüyanızın temasını çıkarmasını istemek gibi bir şey olur. O nedenle her rüya gibi filmde de imgelere odaklanmak gerekmektedir. 


En belirgin imgelerden bazıları oluş sırasına göre şöyle, ayı bıçak gibi kesen buluta ithafen kadının gözünü usturayla keser. Kesici objelere karşı hassasiyetim olmasına rağmen bu sahneyi defalarca izlemiş olduğuma şaşırıyorum hâlâ.. 


Bunuel'in kutusu denilen o meşhur kutu var bir de. Adam hemşire giysileri içinde bisiklet sürüyor ve bu kutuyu taşıyor. Ben kalça hareketine odaklanılmış olmasına, adamın kalçasının adeta bir kadının kalçası gibi hareket etmesine takıldım... Kadın- erkek özdeşimi gördüm orda. Okuduğum bazı yazılarda kutuya değişik anlamlar yüklenmiş. Ama kimse gerçek anlamda karşılığı ne bilmiyor. Olasılıklar üstünde konuşuluyor. Elimizdeki en sağlam çıkarım, Freudyen çıkarım. Psikanalistlerin işi... Ya da gerçekten hiçbir şeydir. Hiççiliğim tuttu. 


Yaranın içinden çıkan karıncalar... Salvador Dali resimlerinde sinekleri, karıncaları, kelebekleri, çekirgeleri.. vs kullanmayı seven bir ressam malumunuz. Yaranın içinden karınca çıkması kısmı kesinlikle Salvador Dali'nin rüyasıdır diyorum ben. Herkesin ne ile ilişkilendirdiği çok da mühim değil. Fikir enteresan... Ben kalkar şöyle bir yorum yapabilirim yani: Dali'nin Nar sembolünün kadının doğurganlığını temsil ettiği ve narın üstünde uçuşan sinekli bir tablosu var. O tabloyu anımsadım o sahneyi görünce. Şimdi sinekle karınca bir değil karıncanın üretmek gibi bir işlevi var. Yaradan cerahat çıkar, içi çürütür, fakat karıncalar içte daha çok bir şeyler yaratıyormuş gibi geldi bana... AMA şayet o delik bir vajina sembolüyse üzerindeki karıncalar sırf kıl etkisi yaratsın diye ordadır. Belki de hiç yok üretkenlikti, yok yaratıydı falan hiç uğraşmaya gerek yok... Mümkün. Kendi teorilerimize kalacağız her halükarda.


Kesik el, piyano içinden çıkan ölü eşek, sürüklenen din adamları... Çağrışıma, bağdaşıma fazlasıyla açık sembollerdir. Dali-Freud ilişkisiyle bile içinden çıkılmaz. Belki de biz nedensellik aranmayacak şeyde neden arıyoruz... 




Filmle özdeşleştirebileceğimiz birkaç Dali tablosu... Kelebek görüntüsünün de benzer bir Dali rüyası olacağını düşünüyorum. 










Dali'nin resimlerindeki Freud etkileşimlerini bildiğimizden çıkarımları da onun üstünden yorumlamak doğru olabilir. Hepsinde bir nedensellik arayacak olsak işin içinden çıkamayız. Eee Dali de küllerinden doğup bizi aydınlatmayacağına göre... 





Birazdan görecekleriniz usturanın keskinliğindeki gözü pekliğin birer nişanesi görüntülerdir. Rüyayı görenin izleyicilere verdiği bir çeşit göz dağı. 







FIN

Filmden esinlenerek yapılmış PIXIES şarkısı da mevcut. Debaser:


3 yorum:

manzanasverdes dedi ki...

Gerçek sanat sizi rahatsız eden hatta kusturandır şeklinde bir laf ediyordu Olivier SFU'da. Dali'nin çılgın resimleri bende o hissiyatı fazlasıyla yaratıyor.

soulfrog dedi ki...

Olivier de yer yer gerçek sanat oldu o zaman.. Sence de rahatsız edici bir tarafı yok muydu?

İnsan.. Çoğu kez mide bulandırıcı değil midir? Birileri bizden habersiz gerçek sanatı icra etmiş. Bize de taklitlerini yapmak kalmış.

manzanasverdes dedi ki...

Olivier'nin tici bir tarafı vardı tabii ki. Ama muhteşem dizinin muhteşem karakterlerinden bir tanesiydi. Aslında düşününce, bütün karakterlerin rahatsız edici anları olmuştu. Boşuna sanat eseri demiyormuşuz o zaman.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...