14 Eylül 2010

Mutfak İnsanları

SFU SPOILER ALERT!


Claire: You know, it’s polite for the first person downstairs to make the coffee, even if that person has a penis.
Nate: Well you know, it’s also polite for the first person who uses the bathroom to spend less then 45 minutes in there, even if that person has a vulva.


Ruth: Oh goodness, everyone’s here.
David: .. with all their genitalia.
(ehe, mehe)


Favori kısımlarımdan biridir bu. Replikleriyle birlikte:) David'in son laf sokmasıyla birlikte ehehehe mehehe diyorum hep. 






Fisher'lar gibi fazlaca mutfakta zaman geçiren bir aile olmak... En sessiz anlardan (kimsenin ağzını bıçak açmadığı masa başı gerginlikleri), en gürültülü anlara (en çarpıcı an Ruth'un, eline ne geçtiyse yere fırlatıp bağırdığı andır); en kalabalık anlardan(evin her yerinden çıkan insanların mutfakta toplanma ritüeli), en yalnız anlara ( evdeki kalabalığın hep bir anda dağıldığı anlar ki genelde bu yalnızlığı Ruth çekiyordu. Sonra O da aktı başka alemlere gerçi) neredeyse bütün hareketliliği öyle ya da böyle mutfakta yaşamak gibi bir şeydir. 

Mutfak, yatak odasından bile daha samimi be. Yatak odasından yapacakların sınırlıyken bir de mutfağı düşünsenize. (Akıllara gelenlerden mutfak dolabına sığınırım:)
Bence mutfak mahremiyeti diye bir şey biraz da bundan dolayı vardır. Hele kapısı kapalı bir mutfak ya da içinde birkaç yakın insanın toplandığı bir mutfak kadar top secret bir alan daha bilmiyorum ben. Özellikle sevilen aile insanlarıyla masa çevresinde toplanıldığında samimiyet dozajı iyice artar. Bu samimiyetin içinde bağırarak konuşmak mı dersiniz, tartışmak mı dersiniz, gülüşmek, şakalaşmak mı dersiniz ne ararsanız var. Birbiriyle kavga eden, ama bir süre sonra ''vay bee, bak! Şu zaman da şöyle olmuştu, ne güzel günlerdi...'' minvalinde artan konuşma grafiği de mutfağın nihai orta yolcu bir mekan olduğunun ispatıdır gözümde. Mutfakta hararetli tartışmaların olacağı gibi bitmek bilmeyen muhabbetler içilen kahveler ile taçlanır. Kardeşler varsa muhakkak bir takışma yaşanır. 
Ulan giderayak aile ile ilgili post yazan aklıma tüküreyim ben! Çok acayip şeyler oluyor dostlar burda. Bugün dönüş var ya, SFU aşkına duygusallaşmak yasaklansın bana. Mutfakta yaşayan insanlara adıyorum bu postumu, her koşulda cenazeye hazır bir ev olmasak da en az Fisher'lar kadar mutfakta yaşadığımız söylenebilir, bize gelsin sevgili gönül dostları (radyo spikeri gibi dedim, kral tivi diceyi gibi değil! ehe). The Funeral Home kisvesi bizde değil sonuçta... 



at every occasion i'll be ready for the funeral
at every occasion once more is called the funeral
at every occasion i'm ready for the funeral
at every occasion one brilliant day funeral

dizeleriyle birlikte Band of Horses, ulan!



8 Eylül 2010

60'lar eşliğinde siesta yapmak

Something Stupid

Frank Sinatra Jr. ve Nancy Sinatra'nın birlikte söylediği haliyle bilirdik bunu biz. Sonra Robbie Williams ve Nicole Kidman tarafından coverlanınca değerlendi iyice. Videoyu izleyince şarkının naifliğinin, seslerinin uyumunun etkisinin çok olduğunu göreceksiniz. Mayışma isteği uyandırıyor. Kıvrılıp yatıcan bunu açıp. Al sana siesta... Kısa sürdüğü için loopa alıp sayısız kez çalması gerek. Sonra rüyanızda 60'lar giysileri içinde başka alemlere gidebilirsiniz. Siesta zamanı..


Robbie Williams: something stupid


Bang Bang

Nancy Sinatra deyince Bang Bang'i es geçmek olmazdı. Siesta dedim ama şarkı o kadar içli ki uyunur mu öyle! Aklıma Hatırla Sevgili'nin final sahnesinin gelmesi de cabası zaten. 60'larla kestireyim derken durduk yere hüzünlere garkoldum iyi mi...



Beynin kelimelerle serbest çağrışım yapmasına alışığım da serbest duygulanım yapmasına henüz alışmış değilim. Bu serbest duygulanımı Hatırla Sevgili'nin sezon final sahnesiyle işaretlemek şart oldu. Elimde değil, posta başlarken nasıl bir ruh halindeysem şu an çok başka bir ruh halinde olduğum kesin...

Burdan da izleyin malum bölümü:  http://www.youtube.com/watch?v=p3Spx5KvG6g

7 Eylül 2010

Psychological Test

Our psychological state allows us to see only what we want/need/feel to see at a particular time. 


Şekle baktığınızda gördüğünüz ilk 5 kelime ne oldu?

Benimkiler: maniac, secret, truth, passion, leave(suicide)
leave'i gördüğüm anda suicide'ı da gördüm, ancak hangisini daha önce gördüm ayırt edemedim. Ne demek oluyor bu, açıklayınız. (Ahah, ne açıklayacaksınız! Nekropsi'nin şarkısı aklıma geldi, son cümlemi öyle bitireyim dedim.)


p.s: Şarkıyı da ekliyim tam olsun




Do You Feel the Same?



En çok hangi anlarda kalabalıklaşıyorsun?
İnsan doğduğu anda kalabalıklaşır, Andrew Eldritch bunu farkedip adına kendi doğum yılını verdiği bir şarkı yapıyor. '1959' tahmin edeceğiniz üzere Andrew Eldritch'in doğum yılı. 'Do you feel the same?' diye de soruyor. Evet, bizler aynıyız doğduğu andan itibaren kalabalıklaşan benzerleriniz..

Geçmişe piyano melodileriyle dönmek için dinleyin.

THE HEAVEN IS OUT THERE...

2 Eylül 2010

Some Kind of Stranger



...
because the world is cruel and
promises are broken
don't try to tell me
anything don't try to tell me
you'll be true to me you know the
real truth is never spoken
and i know the world is cold but
if you hold on tight to what you
find you might not mind too much though
even this must pass away and
memories may last for years but
names are just for souvenirs
some kind of angel let me
look into your eyes
don't give me whys and wherefores
reason or surprise
i don't care for words that don't belong
and i don't care what you're called
tell me later if at all
i can wait a long long time
before i hear another love song 

...


Kendini tüm doğru görünenlerin arasında yanlış hissedenlere, esas yanlışın diğerleri olduğuna bir türlü kendini inandıramayanlara, Van Gogh yatağında güne karanlık başlayıp günü Salvador Dali'nin eriyik saatleriyle eriterek halde tüketenlere, Escher'in aslında basit apartman merdivenlerinden çok, hayatın çoğu kez aldığı şekli temsil ettiğini düşündüğüm kişinin neresinde olduğunu bilemediği, başı ve sonu neresi belli olmayan merdivenlerinde ilerleyenlere, gerçeği hayatta yaşayacağı yerde başkalarının gerçeklik algısında yaşayanlara, kendi gerçeklik algısını bir melodide, bir fırça izinde bulanlara, hayal kırıklığını nedenlerle yamamaya çalışanlara esasında bunların hepsinin aslında bir kalp meselesi olduğuna inandırmaya çalışan bir garip şarkı. Kanıtı olarak ''i can wait a long long time before i hear another love song'' sözünü hatırlatabilirim. 


Videosu da yapmaya çalıştıklarıyla müsemma bir eser. Çok beğendim bu resmi olmayan videoyu. 


''i think your beautiful'' cümlesi bu kadar mı güzel haykırılır! Yükselten müziğine söz dahi edemiyorum apayrı bir şey.. 


Güzel kalın lan!!!


Sabah hepinizin üzerine siz uyanmasanız da doğuyor. Ben bir yerlerde sabahı sizler için karşılıyor olacağım ve gizlendiğim yerden hepinizi büyülü melodilerimden çalacağım. Uyandığınızda kulağınızda tanımadığınız bir melodi olursa bilin ki o  benim melodim. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...