20 Nisan 2011

el Empleo


Herkes çok büyük adam(!) oluyor ya büyüyünce; o adam nasıl olmuş, onları nasıl bir birey haline getirmeye uğraşmışlar ve başarmışlar mı? İşte bu sorular, 38 saniyelik bir kısa filmde yanıt buluyor.

Hikaye basit, büyük adam olmak için bir serüvene atılan biz insancıklar serüvenden döndüğümüzde annemize ''anne ben nesne oldum!'' diyoruz. Ve hikaye bitiyor.

...spoiler...
Filmin sonunda ağlıyoruz. Hadi bakalım.
...spoiler...

Hayat Anomalisi



İstemiyorum ya, yok. Bildiğim tek şey, hayatın akışına dair bir şeyler yapmak istemiyor oluşum. Günlerce evden çıkmayı istememeye ve evde kalmaya devam edersem kendi kendine mutfakta harikalar yaratan biri haline dönmem çok uzak bir gelecek değil. Kimsenin tatmadığı, tadımlık ama sadece bana ait olan şeyler yapıyorum ha bire. Bunun hayatın akışına bir katkısı var mı allasen? Ha, yaşamak için çok elzem olan enerji ihtiyacımı karşılıyorum. Hayatım akıyor ya! Ahh, afedersin. Ailemle bir arada olduğum vakitlerde bir şeyler yapılır ortaya konurdu, yapılan yemeğin lezzeti o yemek ne kadar azsa o kadar çok olurdu. Şimdiyse o kadar tadımlık şeyler yapıyorum ki yemeklerin tadı kalmadı çok lezzetlilikten o derece!  Ayırt edemiyorum tadlarını, yemek yediğim zamanlarda koca kırmızı bir balonun içini suyla doldurma imajının beynimde dolanması neye atıf sizce? İstememek de bir yere kadar. Mecburiyet denen, günlük yaşamın ve hayat akışının dayatmaları '' tek bildiğim şey, istemiyom ben ya!'' diyen benim gibileri sike sike bir şeyler yaptırıyor, gerçek bu.

Tüm gün boyunca; tam zamanlı işim olan plan yapmayı, ama gerçekleştirememeyi müthiş bir performansla tamamlıyorum. Okulumun olduğu günler, ne zaman eve gideceğim diye geri sayım yapıyorum.

Şu merdivenler, okula gitmeme sebebim olabilir. Düz yola bırakın beni, sonsuza kadar yürürüm! Ama merdiven çıkmak zorunda bırakmayın lan beni. Merdivenin basamaklarını tırmanırken soluklanmak için tırabzanlara tutunup kalan merdivenlere hüzünlü gözlerle bakmak istemiyorum. Ne şanslıyım ki okulumun muhteşem bir yeşille kaplanmış sisli dağ tepeleri manzarası var. Yeşilin en çok hangi tonunu bilirsin derseniz, sisli yeşil derim. Bu sene o kadar çok gördüm ki. Biraz bahar istiyorum be çok bir şey mi? Dışarı çıkmıyorsun ki ne baharı? derseniz, belki tüm bu hava anormalleri beni bu hale getirdi. Nerden biliyoruz? Bir de öyle deneyelim. Çiçek gören arı gibi ilk gördüğüm çiçek dolu, yeşilliğe bakmakla oyalanıyorsam bir sorun vardır demektir. Bu bünye doğaya aç. Şimdi bu tespitim teorik olarak doğru, ama günlük güneşlik havalarda da evde yine tam zamanlı işimi icra ediyor oluyordum. Kendimle çelişiyorum dostlar. Söylendiği gibi gerçekten mevsimler mi anormalliğinden mi yoksa hepimiz hayat anomalisinden mi muzdaribiz?

p.s: Fotoğrafı okulumun konuşlandığı dağdan aşağıya inerken çektim. Kimse yürümediği için çöplerle mahvolmamış bir yeşillik ve çiçeklik bulmuş oldum. O ağaçların ardından Robin Hood çıkacakmış gibi gelmişti o an. Hah. Ne orası Sherwood ne de ben Marian Lancaster'ım diye güldüm bakın. 


The Cure - Homesick,  hayat anomalisine yakalanmışlar için çalsın:

19 Nisan 2011

Song to say ...



Orijinalini Serge Gainsbourg'tan dinlediğimde aldığım keyif Brian Molko ve Asia Argento ikilisinin yaşattığı keyiften açık ara önde diyemem. Ha Serge Gainsbourg'un ayrı ayrı hem Brigitte Bardot hem de Jane Birkin ile yapmış oldukları düetler de ziyadesiyle baştan çıkarıcı. Ama bu Brian Molko'nun feminen tarafı yine de şarkının yansıttığı iki cinsiyeti barındıran erotizme engel olmamış. Bu videoda hatta Brian Molko, Argento'nun söyleyeceği kısmı söylüyor. Brian Molko, cinsiyeti değişken yaşayabilen, yaşatabilen bir insan. Kadının söylediği kısmı söyleseydi de fark yaratmazdı, o derece inandırırdı bizi.

Bir de not düşeyim, bu şarkıyı hikayesiyle birlikte Serge Gainsbourg'tan dinlemek için müthiş bir film olan ''serge gainsbourg vie heroique'' güzel bir seyirlik olur efenim.

5 Nisan 2011

Happy Death Day Kurt Cobain!


İyi ki öldün Kurt Cobain! 

''Rest in peace'' diyorlar değil mi? Her nerdeyse huzur içinde olduğunu öngörerek(dileyerek) kullanıyoruz bu kalıbı. Ölmesinin hiçbir sakıncası olmaması gerekiyor öyleyse, huzur içinde olacaksa... Öyle ya. Yaşadığı süre boyunca pek huzur içinde olduğu söylenemeyen biri için ''iyi ki öldün'' demek daha akıllıca sanki. Tüh be! Nasıl ölür bunun gibi bir insan, bir idol, bir ilah! (Ölmeseydi o kadar idol olacak mıydı bakalım) O şekilde bir ölümü hak etmiyordu yakınmalarından, genç yaşta hayatını kaybetti(!) tabirinden acayip şekilde sıkıldım. Ne kaybediyor, efendim? HAYATINI! 
Kurt Cobain, hayatını kaybetti!
Bilmem kaç yıl önce bugün... Bakalım o bir hayat sahibi olduğunu düşünüyor muydu? Hangi hayat? Ben bir hayata sahip olduğumu düşünmüyorum mesela. Bu düşünce iyi veya kötü herhangi bir hayatın iyeliği üzerimde değil demektir. Kurt Cobain'in ölümüne üzülmek ve hayatını kaybetmiş oluşuna üzülmek çok ayrı şeylerdir. Ben kaybettiği bir şey olduğuna inanmıyorum. Özellikle belli toplulukların idolü haline gelmiş isimlerin erken(?) ölmesinin herkesin yararına olacağına inanıyorum. Neden acaba? Bir bakalım, zamanında efsane olmuş gruplarının, 70'lerin, 80'lerin çılgın attıran gruplarının elemanları için bugün ''götünün kılı kadayıf olmuş'' diyen yine aynı çılgınlar değil mi? Yaşlanmalarına rağmen istisnasız tüm hayranlarına eski ateşlemelerini yapan grup veya kişi kaç tane sizce? Bu müzik yapmak denilen şey acayip bir şey, dinamit gibi bence. İlk kıvılcımla ateşlenir önce, sonra bir yol boyunca parlamaya devam eder ve sona geldiğinde boooom! patlar ve söner. Patladıktan sonra ölürse dinleyici belki de ölümsüz kılacak her bir şarkısını. Ya ölmezse? Yine eskiye dönüş olacaktır, iyi zamanları hatırlamak için... En muhteşem parçaları dinlemek eski zamanların ruhunu hissedebilmek için. yeni çıkan albümleri koşa koşa yine alırız, ama misal ''bir ikinci albüm gibi değil'' deriz. Eskiyi, güzeli ararız.Adamları bir nevi yaşarken ölü sayarız şayet eskisi gibi değillerse. 
Çok bencillik edip idolleri ve dinleyicileri gibi kısır bir hayat döngüsü yarattım onlara değil mi? E aileleri yok mu onların? Var tabi sakin ol, aileler kişilere göre farklılık gösterdiğinden hiç girmiycem o konuya. Kurt Cobain'i Courtney Love'ın öldürdüğü üzerine varsayımları göz önünde bulundurursam bunun gibi örnekler için ''ama aileleri üzülüüür!'' diyemiycem. Bilemeyiz yani, susalım. 
KILL YR IDOLS

Adamlar öldü diye neredeyse suçlayacak duruma geliyor millet üzüntüden, niye öldün lan! diyerek... Ne olacaktı ya, yaşasaydı da bir süre sonra senin O'nu öldürmeni mi bekleseydi! Kurt Cobain her şeyi düşünmüş ve All Apologies'i bunun için bırakmıştır işte. Erken gittim, ne desem bilemiyorum, hepinizden özür diliyorum ve hepiniz ibnesiniz olum! diyor kendisi..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...