20 Nisan 2011

Hayat Anomalisi



İstemiyorum ya, yok. Bildiğim tek şey, hayatın akışına dair bir şeyler yapmak istemiyor oluşum. Günlerce evden çıkmayı istememeye ve evde kalmaya devam edersem kendi kendine mutfakta harikalar yaratan biri haline dönmem çok uzak bir gelecek değil. Kimsenin tatmadığı, tadımlık ama sadece bana ait olan şeyler yapıyorum ha bire. Bunun hayatın akışına bir katkısı var mı allasen? Ha, yaşamak için çok elzem olan enerji ihtiyacımı karşılıyorum. Hayatım akıyor ya! Ahh, afedersin. Ailemle bir arada olduğum vakitlerde bir şeyler yapılır ortaya konurdu, yapılan yemeğin lezzeti o yemek ne kadar azsa o kadar çok olurdu. Şimdiyse o kadar tadımlık şeyler yapıyorum ki yemeklerin tadı kalmadı çok lezzetlilikten o derece!  Ayırt edemiyorum tadlarını, yemek yediğim zamanlarda koca kırmızı bir balonun içini suyla doldurma imajının beynimde dolanması neye atıf sizce? İstememek de bir yere kadar. Mecburiyet denen, günlük yaşamın ve hayat akışının dayatmaları '' tek bildiğim şey, istemiyom ben ya!'' diyen benim gibileri sike sike bir şeyler yaptırıyor, gerçek bu.

Tüm gün boyunca; tam zamanlı işim olan plan yapmayı, ama gerçekleştirememeyi müthiş bir performansla tamamlıyorum. Okulumun olduğu günler, ne zaman eve gideceğim diye geri sayım yapıyorum.

Şu merdivenler, okula gitmeme sebebim olabilir. Düz yola bırakın beni, sonsuza kadar yürürüm! Ama merdiven çıkmak zorunda bırakmayın lan beni. Merdivenin basamaklarını tırmanırken soluklanmak için tırabzanlara tutunup kalan merdivenlere hüzünlü gözlerle bakmak istemiyorum. Ne şanslıyım ki okulumun muhteşem bir yeşille kaplanmış sisli dağ tepeleri manzarası var. Yeşilin en çok hangi tonunu bilirsin derseniz, sisli yeşil derim. Bu sene o kadar çok gördüm ki. Biraz bahar istiyorum be çok bir şey mi? Dışarı çıkmıyorsun ki ne baharı? derseniz, belki tüm bu hava anormalleri beni bu hale getirdi. Nerden biliyoruz? Bir de öyle deneyelim. Çiçek gören arı gibi ilk gördüğüm çiçek dolu, yeşilliğe bakmakla oyalanıyorsam bir sorun vardır demektir. Bu bünye doğaya aç. Şimdi bu tespitim teorik olarak doğru, ama günlük güneşlik havalarda da evde yine tam zamanlı işimi icra ediyor oluyordum. Kendimle çelişiyorum dostlar. Söylendiği gibi gerçekten mevsimler mi anormalliğinden mi yoksa hepimiz hayat anomalisinden mi muzdaribiz?

p.s: Fotoğrafı okulumun konuşlandığı dağdan aşağıya inerken çektim. Kimse yürümediği için çöplerle mahvolmamış bir yeşillik ve çiçeklik bulmuş oldum. O ağaçların ardından Robin Hood çıkacakmış gibi gelmişti o an. Hah. Ne orası Sherwood ne de ben Marian Lancaster'ım diye güldüm bakın. 


The Cure - Homesick,  hayat anomalisine yakalanmışlar için çalsın:

2 yorum:

manzanasverdes dedi ki...

Hayal ettiğimiz sürece ağaçların arasından istediğimizi çıkarabiliriz.
Bence havalarla memleketin havaları bizim iç havamızla paralel gidiyor. Bok gibi lan her şey.

burrhole dedi ki...

Tebrikler bok parçası gibi bir ruh haliniz oldu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...