1 Ağustos 2011

Kafan mı iyi?


Güzelliğin ağır oku.
-En asil güzellik türü bizi
birdenbire çarpmaz, fırtınalı ve sarhoş
edici saldırılarda bulunmaz
(böyle bir güzellik kolayca nefret uyandırır); tersine en asil güzellik,
neredeyse farkında olmaksızın
yanımızda taşıdığımız,
ağır ağır içe işleyen ve yine kimi zaman
bir rüyada karşılaştığımız,
ama en sonunda, uzunca bir süre yüreğimize
özenle yerleştirdikten sonra,
gözlerimizi yaşlarla, yüreklerimizi
tutkuyla dolduran türden bir güzelliktir.
- Güzelliği görünce ne için yanıp tutuşuruz? Güzel olmak için: Güzellikle
birikmiş epeyce bir mutluluk/ kısmet olması gerektiğini tasavvur ederiz.
- Ama bu bir yanılgıdır.

Benden felsefeye minimalist ve hatta hoyrat bir yaklaşım:

F. Nietzsche'nin kabul edilegelmiş şeyleri ''hayır, öyle değil!'', ''öyle bir şey asla olmadı, olmayacak!'' çıkışı yaparak yine bir farkındalık yarattığı alıntılarından biri daha. Bu adam gerçek güzelliği görmüş, güzelliğin kendisine hala ve hala mutluluk getirmediğini de vurgulamıştır. Ve Nietzsche, güzelliklerin getirdiklerini de yalanlamıştır. O yok, bu yok, ne var lan it! Kafan mı iyi lan? Sonra sana çok taptıkları güzellikleri gösterip bu da mı yalan lan! diye sormazlar mı?
Niçe! Niçe!
Niye düşünmedin sen bunları!
Aradan  iki yüzyıl geçti, sen ki her şeyi öngörendin? Sonradan anladım ki sen çirkinliğe övgü düzen bir hiççisin. Zamanında çirkinlik, melankoli gibi konularda epey övgü içeren karalamalarını az okumadım. Sana çirkin adam (senin anlattığın şekilde çirkinlik) demeye dilim varmaz da melankolik adam diyebilirim sanırım.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...