24 Aralık 2011

Neyin Kafasını Yaşamıyoruz?



noel haftasına girdiğimiz şu elemli günlerde herkes ayrı bir alem. gündemlerini twitter'daki tt olan başlıklara göre belirleyen bir insan güruhu görüyorum. nerede trend olan bir konu var onun üstüne atlayan hiçbir zaman kendilerine ait bir gündemi olmayan insanlar var. benden hepsine birer viski. akıl sağlıklarına içiyoruz hepsinin, çünkü çok korkuyorum lan, ilerideki haliniz ne olacak? yalnız kaldığınızda kendinize ait düşünceleriniz olmayınca ne yapacaksınız? her birinizi omuzlarınızdan tutup silkelemek istiyorum. ha diyorsanız ki mayalar'ın kehanetinden öteye yol gitmez, ulan her şekilde bokun içindesiniz. öyleyse ne işiniz var olduğunuz yerlerde. çıkın yaşayın lan!

en büyük sorunumuz yaşamak! her gün kalkıp sabah çişini yapmayı yaşamak mı sanıyorsunuz siz. haftada üç kez de olsa mesanenize farklı bir şey yaptırın o bile bir şeydir. ananızın karnından kodlanmış olarak çıktınız sanki. bir de yok efenim ilerde robotlar türeyecek falan diyorsanız. bir siktirin allaseniz. sizden ala robot mu olur?

ben aha şu resimde gördüğünüz kadın gibi delilikle sarılmış halde dünyanın penceresinden ayaklarımı çıkardım, avaz avaz bağırıyorum. önüme çıkan herkese ''yaşayın'' diyorum. yüzüme atılan anlamsız bakışların sırrını o dakka çözüyorum da yine de inanmaya çalışıyorum bir şeyleri değiştireceğime. şartlar yaşamaya elverişli değilse düşünmeye de mi elverişli değil ha? ben bu deli halimle dünyadan ayaklarımı çıkardım lan, size ne oluyor? akıllı geçiniyorsunuz o kadar, ben ayaklarımı attım dışarı sen götünü çıkar. mesel a diyelim.

sivit jisıs doğmuş da biz ölecez lan! bu neyin kutlaması. vallahi kimse kusura bakmasın yaşamak nedir bilmezken ben birisinin doğumunu kutlayamam. isterse anası-babası-kutsal ruhu gelsin.

bu yılın bitimini geçen sene olduğu gibi samsun'da geçireceğim. geçen yılki evimde bulduğum çam ağacını çok ironik bulmuştum. ışıkları falan vardı. çok karanlık geçen yıllarıma inat yanıp sönen ışıkları vardı. kardeşim adam etti ağacı, üzerindeki toz katmanından arındırdı. süslerini taktı falan. her şeyin bir oluru var öyle ya, çam gördün mü süsleyeceksin. eğlenceli oluyor da sahi. ben çok sevmiştim her ne kadar noeli temsil eden bir objeyi ben hayatımın pek acayip kısmına atfen evimde bulduğuma inansam da. niyet-kismet meselesi anacım bunlar. ışıklandırmalar falan hoş, bir noel ruhu geyiği var o da iyi ama benim takıldığım nokta bambaşka.

çam deyince ''ananın amına çam dikerim!'' sözünü akla getiren bir milletin çam ağacı süslemesi çok acayibime gidiyor lan.
saatler öğleden sonrayı gösterirken ben viskimi yudumlayıp bambaşka kafalar yaşıyorum bugünlerde. sizi bilemiycem, öyle çamdır yarmadır hiç uğraşamıycam. ancak noel'in ekonomiyi canlandırması bir yana ben en çok şu iç çamaşırı hediye etme kısmını seviyorum. bana öyle şeylerle gelin gelecekseniz. bir viski yanında da şöyle bir şey iyi olur. maksat ekonomiyi yine canlı tutmak. hah. yersen.


Farklı ruh hallerine bürünmek istiyorsanız, bunu da dinleyin. koşun, dans edin ne biliyim! bir şeyler yapın! 



Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...