15 Ekim 2012

Karanlık Oda

Ne film negatiflerim ne de kurumaya yüz tutmuş fotoğraflarım var. Benim karanlık odamda ipe serilenler hayallerimdir. Tersinedir süreç burada. Kurudukça netleşecekleri yerde kararıp görünmeyen hayallerim var benim.

"deniz boş;
güneş parlıyor
onu görecek kimse yok
balıklar havaya sıçrıyor
onları yakalayacak kimse yok
geceleyin yıldızlar aşağıya bakıyorlar
boş bir okyusunun üzerine"

hiçbir zaman karaya dönemeyecek olan denizcilerin yas şarkısıyla ne de güzel örtüştü bu.

14 Ekim 2012

İzahsız Sorular


Yaşamın uykusu, acizlik müsveddesi bir teselli midir küskün gözlere, açılmak istemeyen yorgun göz kapaklarına? Karanlık mıdır uykunun rengi kapanmış zihnin ardında? Aydınlık mıdır bakışların uyku sonrası? Kirpiklerin el verir mi yorgun, karanlık bakışlara? Aydınlatır mı onları? 

6 Ekim 2012

63

Herkes uyurken uyanık olmak neden telaşa sürükler insanı? Yıllardır yalnız yaşayan biri neden ayak seslerinin duyulmasını bu kadar dert eder İNSAN? Buna düşünceli bir insanın cevabı -uyandirmamak için- olur pekala. Cevabım evvela o değil, neye yazık ki?
Geceleri, gündüzün verdiği savaşma gücünü yitiririm ben. Gece bu, yönelmiş sorular yok, uzerine dikilmiş bakışlar yok, ses yok en güzeli... Savaşacağım bir sey yok. Gardimi gündüzün kapanışına asarım, çekilirim köşeme. Döşemenin üzerinde sadece mobilyaların olmasına kizdigimdan boylu boyumca uzanirim çam agacindan yapilmis tahta dosemeye. Çam kokusu gideli yillar olmus... Odamin icinde volta atarim tam onikiden. Uyku varsa bir yerde ayak sesleri büyür insanın. Uyku ayak seslerini buyutmez sadece. Diğer her sesi de büyütür. Çatıdan yere damlayan bir su sesi var mesela. Beynimde çağlayana dönüştü o ses. Mutamadiyen damlayan bir damlanın göl olması değil gercek olan çağlayan olmasıdır. Damla büyüdü... Kitaplığımdan bir kitap düştü yere, alice harikalar diyarında. tavşan deliği büyümüş dedim kendi kendime. İrkildim, kalbimin çarpintisi geçmeden gündüz gardimi geçirdi üstüme. O andan itibaren kalp atışım yavaşlamaya başladı. Saydım dakikada 63 kez kan gönderdi vücuduma. Gündüz olduğu yerden tekrar aldı gardimi. 63 ile geceyi bitiririm diye umut ediyorum.
Tüm bu caba neden peki? Geceleri başka bakıyorum gardim olmadan. Büyüyor gözlerim! Görülmesin istiyorum. Geceleri başka dil konuşuyorum, sesim büyüyor. Duyulmasın istiyorum.
Gündüze muhtaç olmayayım istiyorum. Gardimi aldi o.
Savunmasizliga dokunmayın istiyorum.

4 Ekim 2012

Meşk Soneleri


bana öğüt verenler zamanla delirdiler iyi ki dediklerine hiç aldırmadım beceriksizliklerim onları öyle üzdü ki saçları ağardı ve buruştular mideleri de artık kestaneleri öğütemez oldu nihayet bir sonbahar çökkünlüğü onlarda akıl bırakmadı şimdi ne yapacağımı bilmiyorum unutkan ve saygılı mı olayım? ya da ne olduklarını açıkça söyleyeyim mi? beni yalnız bıraksalar tüm kimliğimi değiştireceğim derimden sıyrılacak başka bir ağız edineceğim ve bambaşka biri olunca da en, en başta ne idiysem ben ona dönüşeceğim yoluma işte böyle devam edeceğim.
-PABLO NERUDA
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...