9 Mart 2015

Çammurabi Kanunları III

Son kanunun üstünden 5 yıl geçmiş. O zamandan bu zamana dünya epey çamur attı, üzerinden değil üzerimize... Biz mi ne yaptık? Çamur atıldıkça temizledik. Devam ediyoruz.

5 yıl sonrasını yaşadığınız şu günlerde olmanız gereken yerde misiniz? Bilinç olarak.
Yaşadığınız fiziki koşullar, kazandığınız para... zerre umrumda değil. Siz bilincinizin üstüne çıkabildiniz mi ondan haber verin. Sizleri bir dakikalık geçmişe dönüşe davet ediyorum.

Ben neredeyim peki?

Bugün gördüklerim geldiğim noktadan fazlasıyla çamura batmış görünüyordu. Üzerimdeki çamurları temizledim de birileri hâlâ o çamurları atmaya ve birileri de temizlememeye devam ediyor. Olanları görüyorum. Tamam, hayali resim yapmayı bırakıp gerçekten neler gördüm onları anlatacağım birazdan size.

Enerjimin çoğunu 9-13 yaşlarındaki çocukların matematik eğitimi adına harcıyorum. Ben matematik öğretmeliyim öyle ya. Yok canım, o bazen hiç mümkün görünmüyor. Bugün bu durum, öylesine gözüme battı ki.
Öğrencileri sürekli izliyordum; davranışlarını, birbirlerine yaklaşımlarını vesair. Hayatımızı zindan ettiklerini düşündüğümüz ülke insanları var ya bir nesilin daha onların çamurlu adımlarını takip ederek BÜYÜMESİNE sessiz kalmak mümkün olamazdı. Kalmıyorum.

Çocukları, büyüklerine o çok yakışan ''yakışıksız'' haller içinde görmek beni o kadar sarstı ki. Davranışlar duyarlılıktan uzak, tek düze, aşırı, ve inanın hiç çocukça değil! Çocukluk da mı çamura bulandı buralarda?

Ailelerinin esirgediği anlayışı gösterdiğim çocuklar var karşımda. Anlamaya çalışıyorum, çocuk bedenine girmiş bu ''büyük ahlaksızlıklar'' nasıl diğerleri tarafından fark edilmez de insancıl davranışlara dönüştürülmeye çalışılmaz. Sonradan farkına varıyorum ki o eğitimci dediklerimizin bir çoğunun da bir zamanlar çocuk bedenlerine büyük ahlaksızlıklar sızmıştı. Nesiller boyunca sürecek olan bir illet bu. Şimdiye dek nesillerce sürmüş olduğu gibi.

Çocukların gözlerinin içine bakarak konuşuyorum, en çok da göz göze gelmekten kaçınıyorlar. Suçlu psikolojisi falan değil. Büyülenmiş gibiler. Aileleri ve çevreleri tarafından. Matematik anlatmıyorum yaptıkları çirkin hareketi sorgularken! Zor değil anlaşılması... Basit cümlelerle ve nedenini gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Cevap verilmiyor. Soruyu bile anladığını düşünmüyorum. Çocuksunuz siz, unutturulmasın bu size diyorum. Ses tonum oldukça alçak ama, bana sorun içimde ne çığlıklar atılıyor. Okul denilen duyarsız dalkavuklarca yönetilen bir yerde şanslıyım ki 300 öğrencinin görüş alanımın içinde rahatsız edici olan davranışlarını düzeltmek adına farklı zamanlarda 300'e bölünüyorum sanki. Akşam eve geldiğimde lime lime olmuş gibi hissettiğim bedenim beni yalancı çıkarmıyor. Ertesi gün düzelmiş(!) bir davranış gördüğümde bedenim ruhum bütünleşiyor. Bunun verdiği hazzı ise anlatmam mümkün görünmüyor.

Olumsuzluk değil sadece gördüğüm. Bunun nasıl silsile yoluyla hepimizi etkilediğine dikkat çekmeye çalışıyorum. Anadolu'nun bir kentinde ufak sayılacak bir okuldaki öğrencilerin davranış bozukluklarından sana ne öyle mi?

Değil efendim!

Bu çamur bu ülkede yaşadığın sürece bir gün gelip senin ayağına dolaşır, dolaşıyor. Tarih dersi verip ayağınıza bulaşmış çamurları ortaya dökmemi istemeyin benden! Medeniyet, buradaki ailelerin salonlarına girmedikçe bu ülke medeni olmayacak. Çocuklarından ailelerine ulaşmak için kaça bölünürüm daha bilmiyorum ama bir insanın kötücül davranışlardan arınması için bile bine bölünmeye hazırım.

Antep'ten sevgiler.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...